Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılmaz.
Ara

Kompleks de Toplumsal Bir Hastalıktır / Psikolojik Sorunlar

Kompleks de Toplumsal Bir Hastalıktır

Üretim araçlarının mülkiyeti, üretim güçleriyle üretim araçları arasındaki ilişkiler, toplumu şekillendiren temel öğelerdir. Bilim dilinde, buna toplumun alt yapısı deniliyor. İnsanlar arasında kurulan toplumsal ilişkiler, süreç içinde insanları ve toplumu kucaklayan bir kültürel dokuyu ortaya çıkarır. Buna da üst kurumu deniliyor. Kültür, toplumun üst yapı kurumlarından birisidir. Her toplumda üst ve alt yapı kurumları sürekli olarak, birbirleriyle etkileşim içinde bulunurlar.

Her toplumda şekillenen kültür içinde, çeşitli kompleksler ortaya çıkar. Bunların en yaygın olanı, üstünlük ve aşağılık kompleksleridir. Dünyanın her yerinde, üstünlük ve aşağılık kompleksini doğuran, besleyen ve kökleştiren nedenler hemen hemen aynıdır. Ama, doğurduğu sonuçlar, birbirlerinden çok farklıdır. Acaba hangi nedenlerle, üstünlük veya aşağılık kompleksi içine düşeriz ve bunlar yüzünden ne kazanır, ne kaybederiz?

Dünyayı yönetenler, yani üretim araçlarının sahipleri, yaptıkları sistematik propagandayla, herkesten daha çok akıllı, asil, onurlu ve yetenekli olduklarını söyleyip dururlar. Yönetilenleri de, aksine yeteneksiz, onursuz, kabiliyetsiz ve aşağılık yaratıklar olarak nitelerler. Bu sistematik propagandalar sonucunda, yönetenlerde üstünlük, yönetilenlerde de aşağılık kompleksi ortaya çıkar. Bu kompleksler, süreç içinde gelişir, kökleşir ve toplumsal bir hastalık haline gelir.

Bu gelişme ve kökleşme sonucunda, yönetenlerle yönetilenler arasında bir efendi köle ilişkisi ve kültürü oluşur. Toplumdaki sömürü çarkı da, bu kültür üzerine oturtulur. Böylece aşağı tabakadan olanların üst tabakadakilere kul olması ve hizmet etmesi doğal bir düşünce ve davranış haline getirilmiş olur.

Kökleşen bu toplumsal hastalıklara karşın, yine de her iki kesime mensup insanların bazıları kendisine dayatılan bu görüşün doğru olmadığının farkına varır. Egemenler, sömürdükleri insanlardan gizledikleri gerçeğin açığa çıkmaması, zaaflarının onlar tarafından anlaşılmaması için, akıl almaz cambazlıklara başvururlar. Örneğin kabiliyetsiz, cibilliyetsiz, yeteneksiz, zalim ve haksız olan kişiler, komplekslerini gizlemek için, kimliklerinin önüne insanları yücelten ve onurlandıran sıfatlar koyarlar. Böylece gerçek nitelik ve karakterlerini gizlemeye çalışırlar.

Bu konuda da, büyük bir laboratuar görünümünde olan Türkiye'ye bir göz atalım. Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi? Türkler, kendileriyle ilgili her şeyin önüne mutlak ?Büyük? sıfatını koyarlar. Örneğin ulusa seslenen bir bildiriye mutlak, ?Büyük Türk Milleti? başlığını koyarlar. Politikacılar, konuşmalarına mutlaka ?Büyük Türk Milleti? diye başlar. Her ülkenin parlamentosu millet meclisidir. Ama Türklerinki ?Büyük Millet Meclisi?dir. Tüm dünyanın orduları, düşmana taarruz eder. Ama Türklerinki ?Büyük Taarruz? olur. Türk ulu önderi Mustafa Kemal'in ?Büyük Atatürk? olduğunu zaten hepiniz biliyorsunuz. Süleyman Demirel yıllar boyunca ?Böyök Türkiye? hayaliyle milleti uyutmaya çalıştı. Kulakları çınlasın Necmettin Hocamız, her yıl Türkiye'de ?Büyük sanayi hamlesini? başlatırdı.

Uzatmaya gerek yok. Türkler sürekli olarak kendileriyle ilgili her şeyi büyük olarak gösterme çabası içinde oluyorlar. Onların hiçbir şeyi küçük değildir. Onların her şeyi, başkalarınkinden daha büyüktür. Bir halk neden kendisiyle ilgili her şeyin başına ısrarla ?Büyük? sıfatını koyma ihtiyacı duyar dersiniz? Bu, hangi sosyo ekonomik ve ruhsal yapının dışa vurumudur acaba?

Yaşadığımız topluma şöyle bir göz attığımızda, bu sorunun cevabını kolayca bulabiliriz. Bir kişi ne kadar aç gözlüyse, kendini o kadar bonkör olarak göstermeye çalışır. Ne kadar korkaksa, o denli etrafa posta atar. Bir duble rakıyla sarhoş olan bir kişi, her gece iki büyük rakıyı devirdiğini söyler. Bir kişi ne kadar ahlaksızsa, o denli namus nutku atar. İslamiyet'le bağdaşmayan şeyler yapan bir kişi, Allah'ın adını ağzından düşürmez. Onun bunun malını çalan birisi, herkese hırsız damgası vurur.

Komplekslerini gizlemek için, devlet, ulus ve toplumsal guruplar da, aynı yöntemlere baş vururlar. Örneğin Kemalistler, ortak devlet sözü vererek, Kürtlerin desteğini aldılar. Ama daha sonra onun varlığını inkar ettiler, yani Kürtlere ihanet ettiler. Kendi ihanetlerini gizlemek için sistematik bir biçimde, Kürtleri ihanetle suçluyorlar. Tank, top ve uçaklarla Kürdistan'nın köy, orman ve tarlalarını yakıp yıkıyorlar. Savunmasız sivil insanları öldürüyorlar. Yani Kürt sorununu terörize edenler, Kürt ulusal mücadelesini terör olarak nitelendiriyorlar.

Gerçek şu ki, devlet, ulus, lider ve kurumlarının başına ?büyük? sıfatını koymakla büyük olunmuyor. Bu durum, aşağılık kompleksi içinde bulunanların iç dünyasının tipik bir yansımasıdır.

YILMAZ ÇAMLIBEL

Okunma Sayısı: 4474  / Yorum Sayısı: 2
 

revan 17.02.2008 09:21:48 Tarihinde yorumlamış

BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİ buşekilde aşağılamanızın altın da yatan kompleks nedir ki?
Yöneticiye Bildir

Osmanabi 07.05.2007 04:10:40 Tarihinde yorumlamış

Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz yılmaz bey. Büyük Türk Milleti aşağılık kompleksine girdiğinden dolayı değil, o sıfatı hak ettiği için kullanmaktadır.Gelelim yazının son kısmına. "Gerçek şu ki" Ne demek Allah aşkına? Bunlar sizin görüşleriniz olabilir ama gerçek kişiden kişiye değişen bir kavramdır.Mutlak bir gerçeğin ne olduğuna böylesine saçma sapan bir düşünceyi anlatan bir adam karar veremez.
Yöneticiye Bildir
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...