Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.
Ara

Sosyal Fobi, Olmak Ya Da Olmamak / Psikolojik Sorunlar

Sosyal Fobi, Olmak Ya Da Olmamak

Fobi'ler, mantıksız korkularımızdır. Öyleyse, sosyal fobi, toplumsal korkularımız ya da toplum korkusu anlamına gelir ve sanılandan daha yaygındır. Her yüz kişiden 3-13 kişinin ömrünün bir döneminde bu ruhsal rahatsızlıktan muzdarip olduğu bilinir. Hekimlikte yüzde 3-13 rakamı çok yüksektir, yüzde birler, yarımlar bile yüksek kabul edilir.
Hastalığın iyisi ?kötüsü olmaz, hepsi kötüdür. Ama bir de hastalağın derecesi, başka deyişle şiddeti vardır. Derecesi yükseldikçe verdiği acı, riskleri artar. Ruhsal bozukluklardaki başta gelen risk, kişinin işlevselliğini bozmasıdır. Kişinin yaşamını engellemeye başlaması. Kişinin görevlerini yapamaz oluşu, çalışamaması, ilişkilerini sürdürememesi.
Sosyal fobi, kişinin toplum içinde bulunduğu durumlarda gösterdiği mantıksız korkudur. Toplum içinde söz alıp konuşamaz. Kendisine söz düşecek diye korkar. Bu korkuların altında, başkalarının yanında küçük düşeceği, utanç duyacağı bir duruma düşeceği korkusu yatar. Böyle bir rahatsızlıkta, kişi, başkalarıyla etkileşimde bulunmasını gerektiren her türlü durumdan kaçar ve bunun sonucu toplumsal aktiviteleri de zorunlu olarak azalır. Çoğunlukla ergenlik döneminde başlaması, kişi için önemini atrırır çünkü kişi yaşama aktif olarak katılmaya başladığı yaşlarda kendisi için önemli engellenmeler de başlamış demektir..
Sosyal fobisi olan kişilerin birinci dereceden akrabalarında, aynı rahatsızlığı gösterme riski, sosyal fobisi olamayanlara oranla daha yüksektir. Başka ifadeyle, sosyal fobi bazı ailelerde daha fazla görülmektedir. Burada, sosyal fobinin oluşumunda, kalıtımsal etkenler yanında çevresel etmenlerin de önem taşıdığı vurgulanmalıdır. Aşırı kaygılı, aşırı koruyucu ve kollayıcı anne-babaların çocukları, yeterli özgüven kazanamaz; sosyal fobi göstermeye yatkın olurlar.
Sosyal fobi, bir anksiyete (kaygı, bunaltı) bozukluğudur. Anksiyete, bedensel belirtilerle birlikte ortaya çıkan şiddetli korku ve dehşet hissini tanımlar. Bilinen korkuda, bilinen bir nedene, yaşamı tehdit eden bir dış tehlikeye verilen duygusal yanıt söz konusudur. Otomobilde hızla giderken, çok riskli bir durumda duyduğumuz kötü hisler olağan korkuyu tanımlar. Anksiyetede ise, bir benzetme ile, hiçbir görünür neden olmadan, benzer duygunun hissedilmesi söz konusudur. Bunaltıdaki nedensiz korku hissi, ölümcül bir trafik kazasına uğramak üzere hissedeceğimiz korku ile eşdeğer görülmelidir. Gerçekte, anksiyetede de bir tehlike algısı vardır; ancak bu dışarıdan gelen, yaşamı tehdit eden bir tehlike değildir. Tehlike algısı, hedef olarak benliğe yönelmiştir. Anksiyeteyi, gerçeklik ilkesine göre çalışmakta olan benliğimiz yaşamaktadır. Benlik, bu bunaltıdan kutulabilmek için savunma düzeneklerine başvurur. Bu savunma düzenekleri sorunu çözemediğinde, yatersiz kaldığında, anksiyete bozukluklarından biri ya da birden fazlası ortaya çıkar.
O zaman sosyal fobisi olan ne yapmalı? Özgüven kazanmanın çarelerini aramalı. Spor yapmalı, böylece toplumla daha haşir neşir olmaya başlar. Her fırsatta karşısındaki kişi ile konuşmalı, sonra kişilerin sayısını artırmalı, gruplarla konuşmaya başlamalı. Bir toplantıda, kendini zorlayıp söz almalı ve kısa da olsa konuşmalı. Dozu giderek artırmalı.
Daha önemlisi, çocuklarımıza özgüven kazandırmak veya özgüven kazanmasını engelleyecek davranışlara yönelmemek. Bu demektir ki çocuğumuzu sevelim, sevdiğimizi gösterelim. Ona sevmeyi, paylaşmayı, sorumluluğu öğretelim. Olumlu yanlarını öne çıkarıp teşvik edelim. Toplumla ilişkilerinde engelleyici olmayalım hatta teşvik edelim.
Sonuç yüzde yüz mü, hayır. Arabanızdan homurtulu sesler geldiğinde motor kapağını açarsınız, birkaç manivelayı yoklarsınız, takılma varsa düzeltirsiniz, tıkanma varsa temizlersiniz. Düzeldiyse sorun yok ama düzelmediyse ve siz kurcalamamaya devam ederseniz tamirciye ödeyeceğiniz hesap giderek artar, dahası arabanızın tamirde kalacağı süre de artar. Sosyal fobimiz varsa, uygun yöntemle düzelmeye çalışalım ama en doğrusu hekime başvuralım.

Ahmet Çelikkol

Okunma Sayısı: 4227  / Yorum Sayısı: 1
 

08.07.2007 02:53:24 Tarihinde yorumlamış

SOSYAL FOBİ NASIL YENİLİR BİLİYOMUSUNUZ OKUYUN ÖYLEYSE şimdi burada anlatacaklarım biraz uzun olabilir ama mutlaka sonuna kadar okuyun ve bu sosyal fobi illetinten ebediyen kurtulun. öncelikle bendeki sosyal fobinin derecesini anlamanız açısınsan biraz bahsetmek istiyorum benim babam çok otoriter biridir hani öyle derler ya ne otoritesi cahil biri yani çocuk yetiştirmesinden zerre kadar anlamayan bağırıp çağırmaktan başka hiç birşey bilmeyen biri yani kendimi bildim bileli yani çocukluğumdan berli babam beni toplum içinde rencide etti oturduğumuz yer kalabalık olduğu için hep birileri vardı yani babamın bu davranışları benim öz güvenimi tamamen bitirdi .çocukken öz güvenim olmadığı için ve acaba yanlış bir kelime söylerimde babamdan dayak yerim fırça yerim diye sessiz içine kapanık bir kişiliğim oldu mahalledeki diğer çocuklarla oynarken hep geri planda kaldım.bana haksızlık yaptıklarında hiç birşey diyemedim çünkü babamın bana davranışlarından o kadar kendimi degersiz hissediyordumki anlatamam.bu özgüvensiz içine kapanık kişiliğim yavaş yavaş artık bende oturmaya başladı derken ilkokula başladım. okulda öğretmenimiz birşey sorduğunda ben o konuyu çok iyi bildiğim halde tahtaya kalkıp anlatamazdım çünkü bilinç altım bana şunu söylüyordu sen değersiz işe yaramaz birisin tahtaya çıkıp birde rezil olma sakın ve ilkokul yıllarım belkide hiç tahtaya kalkamadan geçti sonra biraz daha büyüdüm orta okula başladım orta okulu 4 yılda zorla geçtim çünkü okuldan kaçıyordum derslere girmek bana o kadar zor geliyodiki anlatamam ya öğretmen bana birşey sorarsa ne olacak o zaman kıyametin kopması bile insanı bu kadar korkutmaz.ve işte hayatımın en zor dönemi yeni başlıyo lise ah ah o güzel yılları şu sosyal fobi yüzünden ne kadar kötü geçirdim bir bilseniz, okumaktan sıkılmadıysanız anlatayım birazcık anlatayım çatlıyacam yoksa.velasıl kerem liseye başladım tabi biraz daha büyüdük ön sıramda oturan bir kıza aşık oldum adı üveyda köken lise aşkı işte şimdi kim bilir nerde benim unutulmaz lise aşkım üveyda aşık olduk olmasınada okula nasıl gidecez ya öğretmen bir soru sorarsa ya beni tahtaya kaldırırsa ve en kötüsü ben tahtaya nasıl kalkacam hocam diyelimki kalktım elimin titremesi kalbimin o korkunç çarpmasını yüzümün kızarıklığını,su gibi terlemiş bedenimi nasıl saklayacağım hocam birde öğretmenimin beni fark edip sen niye terliyon niye titriyon derse işte ben bittim abi.tek çare okuldan kaçmak ama üveydayı nasıl görecektim ve bir plan yaptım okula gitmeyecektim okul dağılırken üveydaya yazdığım mektubu ona verecektim mektubu yazdım ve aynen planladığım gibi okulun kapısında gizlice lise aşkım üveydayı beklemeye başladım üveyda okuldan çıktı evine doğru yürümeye başladı tabi bende onu takip ettim tahmin etmişsinizdir mektubu veremeden üveyda tek katlı ara sokaktaki evine girdi .gel zaman git zaman bu mektubu verme işi tam 2 yıl sürdü benim gibi kendini degersiz bir hiç olarak düşünen öz güveni hiç olmayan bir insan o mektubu vermesi kolaymı sanıyosunuz .sonunda mektubu bir arkadaşım vasıtasıyla verdim ve mektuptan cevap beklemeye başladım çünkü o mektubu o kadar güzel duygularla yazdımki kesin cevap yazacaktı en sonunda yine bir okul çıkışı üveydayı takibe başladım oda beni fark etti biraz yürüdükten sonra yere bir kağıt attı hemen aldım bu bir mektupdu sevinçten deliye döndüm hemen okumak istemiyorum .bu mektubu okuyacak sakin güzel bir yer bulmalıydım en sonundan bir bahçeye benzer sakin biryer buldum etrafa baktım kimse yok oraya oturdum ve mektubu okumaya başladım mektubta kısa bir yazı vardı neydi biliyomusunuz::: kaç yıldır beni takip ediyosun senin gibi okula gitmeyen serseri birinin beni takip ettiğini ailem anlarsa seni öldürür bidaha beni takip etme..o an ölüm bana ne kadar basit geldi biliyomusunuz .ölmekten beter bir duyguyu nasıl anlatırım bilmiyorum .işte benim lise hayatım sonra babam okula gitmediğimi anladı anlamazdıda eve devamsızlık kağıdı geldi bütün devamsızlık kağıtlarını ben daha gelmeden postaneden alıyordum ama bunu a
Yöneticiye Bildir
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...